23 Ağustos 2012 Perşembe

İktisat Kazandım Ben

Hemen hemen bütün üniversitelerde olan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinin güzide bir bölümüdür iktisat. Kimi insan idealistliğinden, kimi insan puanı buraya yettiğinden, kimi insan karambole yerleşir bu bölüme. Mesela ben Hidayet'in zamanında oynadığı bi içecek reklamından etkilendim. Bilen bilir reklamın mantığı Hidayet'in arkadaşlarının Hidayet'e meslek seçiminde tavsiyelerde bulunması, Hidayet'in kendi bildiğini okuyup elde ettiği başarı üzerine kurulmuştu. Orda bi arkadaşı ben ona iktisat falan yaz dedim şöyle havalı bi işin olsun gibi cümle kurmuştu. İktisat okuma arzumu kamçılayan olaylardan biri burdaki havalı bi iş olmuştu. Artık o yaşta beynime nasıl kazınmışsa.

Bu eğitimi alan insanlar çok zor, çok eğlenceli, çok kolay bazen de cidden çok havalı isimleri olan dersler görecekler. Bölümü seçen arkadaşlar eğitim hayatları boyunca bazen kendilerine lanet edecek, bazen bu bölümü seçmenin hayatlarında aldıkları en doğru kararlardan biri olduğunu düşüneceklerdir. Şimdi bölüme yerleşmeden mezun olunan zamana kadarki kısmı biraz irdeleyelim. 

Şimdi tam olarak ne oluyor bu iktisat?

İktisadın çok yalın bir şekilde tanımı; insanların sonsuz ihtiyaçlarını doğadaki kıt kaynaklarla karşılamaya çalışan sosyal bir bilim olarak yapılabilir (günümüzde sosyal yönünü her geçen gün kaybedip giderek matematiğe, sayılara boğulduğu yönünde çeşitli eleştiriler yapılmaktadır). Çok zorlanmadan tahmin edeceğiniz gibi bu geniş tanım çoğu insanı tatmin etmeyecektir. Şimdi bölümü kazandığının ertesi günü eş-dost-akraba üçgeni tamam güzel kazandın da ne olacaksın diye bastıracak, muhtemelen çok da tatmin edici cevaplar veremeyeceksiniz. Alternatif kurtuluş reçetelerinden bazıları bir şey demeden gülümsemek, hele bi gidelim de bakalım ne olacağız, borsacı, bankacı, akademisyen olacam ben gibi cevaplar vermektir ama bana kalırsa iktisatçı olacağım diyip işi daha da karmaşık hale getirmek en güzelidir. Dikkat ettiyseniz bir iktisatçı olarak ben bile bu sert soruyu tam olarak yanıtlayamıyorum.

Kısaca dersleri gözden geçirelim

Her üniversitede aynı mıdır bilmiyorum ama kendi okuduğum okulu referans alarak temel dersleri bi gözden geçirelim. Birinci sınıf dersleri her şeyin temelini oluşturuyor. Teorik iktisatla daha ilk senede tanışıyorsunuz. İlk sene temel dersler Mikro ve Makro İktisat bunun yanında İşletme, Muhasebe, İngilizce, Hukuk ve hatırlayamadığım birkaç ders daha oluyor. İkinci sene ne mikrodan ne de makrodan yine kaçışınız olmuyor, sadece isimlerinin sonlarına analiz eklenip devam ediyor kaldığı yerden. Efendim Sosyal ve İktisadi Tarih, İktisadi Düşünce Tarihi, İşletme Hukuku, Doğrusal Cebir gibi dersler oluyor. Unutmadan bu sene bir de İstatistikle tanışacağınızı söyleyeyim. 2. sınıf ve üzerindeki arkadaşların tanışmaz olaydık dediğini duyar gibiyim ama durun daha istatistik için sızlanırken üçüncü sınıfta Ekonometri göreceksiniz. İstatistiğin devamı diyenler var ama ben daha üst düzey bir ders olduğunu düşünüyorum. İstatistik, Matematik ve Ekonominin kesişimi demek daha doğru olabilir. 3. sınıf gerçekten zor bi sınıf ve bence en çok çalışılması gereken sınıf. Ekonometrinin yanında herkes için bi mübadele aracı olan para sizin için teori ve politikasıyla ciddi bir ders oluyor. Maliye Politikası ve Kamu Maliyesi, bunun yanı sıra Uluslararası İktisat I ve II bu senenin dersleri. Bunlara bir de seçmeli dersler eklenince yoğunluk artıyor. Seçmeli ders demişken eğer fakültenizde gerçekten "seçmeli" dersler varsa bence dersin kolaylığını, zorluğunu, hocasını göz ardı edip ilgi alanınıza en yakın dersleri seçin (Ben böyle yaptım olumlu sonuçlar elde ettim ama tabi bu okuldan okula, hocadan hocaya değişir. Gidip girdi-çıktı analizi, uygulamalı ekonometri, ne bileyim matematiksel iktisat falan alıp kalırsanız kulağımı çınlatmayın. En iyi yol kendi bildiğiniz yoldur). 3. sınıfı bitirip son sınıfa geçtiyseniz ve alttan çok dersiniz yoksa harika bi sene sizi bekliyordur. Son sınıf dört temel ders üzerine kuruludur; İktisadi Büyüme, İktisadi Kalkınma, Türkiye İktisadı ve Uygulamalı İktisadi Analiz. Yine seçmeli dersler ve dönem projeleriyle bu okul biter. 3. sınıf bitene kadar çoğu öğrenci kendini yetersiz hissedebilir ama nedendir bilmiyorum son sınıfta insan birden iktisatçı oluyor. Geçen sene enflasyon nedir sorusunu cevaplayamayan insanlar bu sene kalkıp Smith burda yanılıyordu, Keynes'in görüşlerine katılıyorum ama şunu şöyle yapmalıydı, efendime söyleyeyim konuşma sırasında elmas-su paradoksundan, Leontief Paradoksundan bahsedebiliyor. Peki bunların hepsi tamamlandı da ben kendime ne zaman iktisatçı oldum diyebilirim? Bana göre bu sorunun en güzel cevabını değerli bir hocam vermiştir. Eğer arkadaşlarına bir şey anlatırken elinde kağıt-kalem olmadan, parmağınla havada grafikler çizebiliyorsan iktisatçı oldun demektir demişti. Bence de o grafiği çizdiğiniz gün iktisatçı oldunuz demektir.

Nerelerde çalışabilir bu iktisatçılar?

Daha 1. sınıfın sonunda insanlar size ya borsa sene sonunda şu kadar olur mu? (İç ses: Broker değilim ki, nerden bileyim), emlak sektörü iyiye gidiyor diyolar kredi çekip ev mi alsam? (İç ses: Oradan gayrimenkul danışmanı gibi mi görünüyorum acaba?), biraz birikmişim var ne yapsam ki? (İç ses: Valla bence bi yatırım danışmanına danış) türevi sorular sormaya başladı ve siz de yılmadan bu soruları savuşturmayı başardınız iç sesinizi dışarı çıkarmadan hem de ama her şey yeni başlıyor.
Mezun olduktan sonra iş bulma süreci başlıyor. Bu süre hedefleriniz, idealleriniz, özel şartlarınıza bağlı olarak değişebiliyor. Bölümün en güzel özelliklerinden biri kariyer kararlarınızı değiştirebilmenizdir. Çok yakın bi arkadaşım bu bölüme özel sektörde 15.000 TL maaşla çalışmak için geldi, bir yıl sonra fikrini değiştirip ben broker olup trilyonlarla oynamak istiyorum dedi, şimdi kaymakamlık sınavına hazırlanıyor. Hem teoride hem pratikte bunların hepsini gerçekleştirebileceği bi bölümü var. Yazının başında ne olacaksın sorusuna net bir cevap verememek dezavantajdı ama diplomayı aldığınız gün bir avantaja dönüşüyor. Sizinle beraber x mühendisliğini kazanan arkadaşınız bugün x mühendisi, tıp fakültesini kazanan arkadaşınız doktor, eğitim kazanan arkadaşınız çok büyük olasılıkla öğretmen olacak o x mühendisi arkadaşınız 3 sene sonra ben x mühendisi olmak istemiyorum başka bi meslek yapmak istiyorum derse bu kararı vermek size oranla karşılaştırılamayacak kadar zor olacak. Siz bugün bankacı olmak istiyorum diyip, ertesi gün turizme yönelebilirsiniz. Çalışma alanlarına gelirsek, özel sektörün her alanı size açık. Finansından tutun, sanayisine kadar, dış ticaretinden turizme kadar. İnanılmaz geniş bir yelpaze. Bankacılık, muhasebe, borsa, yöneticilik, A grubu devlet kadroları hepsinin kapısı size açık. Ardına kadar hem de. İçiniz rahat olsun!

Sonuç

Bu diplomanın yanına bir yabancı dil koyarsanız (Yabancı dilden kastım İngilizce değil, zira iş başvurusu yapacağınız çoğu yer zaten İngilizce bildiğini varsayacak), okula başladığınız günden sonra kendinizi yeterince geliştirirseniz (Bu kendini geliştirme lafına ben de çok gıcığım. Burda kastım okula başladığınız halinize göre minimum birkaç seviye yukarda olmak. Bunun içine dış görünüşünüz, tarzınız falan da dahildir, entelektüel bilgi birikiminiz de), iş piyasasında kralsınız. Kralsınız derken öyle gaza gelmeyin binlerce dolar maaşı olan iş teklifleri almayacaksınız hemen ama seçilme nedeniniz diğerlerine göre daha fazla. Yeterli düzeye gelip gelmediğinizi öğrenmenin ise çok basit bir yolu var. Kendiniz iş başvurusu yaptığınız firmanın, İK müdürü ya da patronu olsanız kendinizi işe alır mıydınız sorusunu sorun kendinize. Verdiğiniz cevap objektif bi evetse güzel, yüzde elli tamam bu iş. Diğer yüzde ellilik kısım bu kendinizi işe alma gerekçelerinizi başvuruyu yaptığınız yere ne kadar hissettirebildiğinizle ilgili. Sanırım buna da kendini pazarlama deniyordu. 
Buraya kadar hiç değinmedim ama bir de staj olayı var. Bizde zorunlu değildi ve özel sektörü çok düşünmediğim için ben yapmadım ama yapanlar faydasını görüyor. Bi bağlantıları oluyor iş dünyasıyla, staj yaptığı firmada işe başlama olayı var tabi bi de. Staj yapacaksanız kimsenin şevkinizi kırmasına izin vermeyin. Aman be fotokopi çekeceksin akşama kadar ne gereği var cümlesini çok duyacaksınız ama sallamayın. En azından fotokopi çekmeyi öğrenmiş olacaksınız. Tamamen aynı düzeyde olan iki insandan biri fotokopi çekmeyi biliyor diğeri bilmiyorsa bilen adam bir adım öndedir.
Son olarak ekonometriyi iyi öğrenmeye çalışın, ekonometriyi çok iyi öğrenemediyseniz ekonometri programlarını kullanmayı çok iyi öğrenin, akademik kuralları öğrenip, buna uygun makaleler yazmaya çalışın, iş konusunda fikirleriniz varsa gerçekleştirmeye çalışın, girişimci olmaktan korkmayın. Son olarak okurken lütfen işsizlik korkusu yaşamayın, derslerinize odaklanın. Korkmayın hepimize yetecek kadar iş var. Umarım kabaca anlatmaya çalıştığım şeyler size az da olsa fayda sağlar.
Not: Bu yazıyı çok da ciddiye almayın, en iyi yol kendi bildiğiniz yoldur!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder